Screenshot_5
BULANIK GÖRME VE IŞIK HASSASİYETİNE DİKKAT !

BULANIK GÖRME VE IŞIK HASSASİYETİNE DİKKAT !

Gözde ışık hassasiyeti,hafif bulanık görme ve bulanıklığın fazla olmasıyla kendini belli eden Katarakt mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sorundur.Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Eyüp Özcan konu hakkında bilgiler verdi.

Kataraktgözümüz içinde bulunan doğal merceğimizin saydamlığının kaybetmesi durumunda gelişen hastalıktır. Halk arasında beyaz su ismiyle de bilinmektedir. En sık sebebi yaşlanma olup, gençlerde degözedarbe alınması, herhangi bir sebeple kortizonlu ilaçların kullanımı gibi nedenlerle de görülebilmektedir. Katarakt ameliyatlarında fakoemülsüfikasyon yöntemi ile saydamlığını kaybetmiş mercekgöziçinden alınıp aynı kesenin içerisine sunigöziçi merceği yerleştirilmektedir.

Burada bizlere en sık yönlendirilen sorulardan birisi ise ‘’Göziçine mercek yerleştirilmese olmaz mı?’’ şeklindedir.Gözümüzün içinde yer alan merceğimizgözegelen ışınlarıgözümüzün retina tabakasında odaklayan yapı olması nedeniyle katarakt alınmasını takibengözemercek yerleştirilmesi görebilmemiz için zorunludur. Yani bir diğer deyişlegöziçine mercek yerleştirilmez ise görme duyusu sağlıklı bir şekilde fonksiyon görmeyecektir.

Fakoemülsüfikasyon yönteminin henüz geliştirilmediği ve rutin olarak uygulanmadığı geçmiş yıllarda katarakt ameliyatı için kataraktın tam olarak olgunlaşması hatta sertleşmesi beklenirdi. Ancak bugün bu koşullar geçerli değildir. Fakoemülsüfikasyon yöntemi ile kataraktın sertleşmesini beklemeye gerek bulunmamaktadır. Hastaların görmede bulanıklaşma, gece ışıklarda kamaşma, ışık hassasiyeti, eskisine kıyasla soluk ve sararmış görüntü gibi şikayetlerinin varlığında operasyon gerçekleştirilebilir. Operasyon geciktirilmesi durumunda ise yara iyileşmesinde gecikme, kornea ismi verilen saydam tabakada ödem birikimi, retina tabakasında ödem gelişimi, kataraktıngözün arka bölümlerine düşmesi gibi komplikasyonlarla karşılaşılabilir ve çok sertleşmiş vakalarda eski yıllarda uygulanan dikişli yöntemlerin uygulanması gerekebilir. Dikişli yöntemlerin uygulanması sonrasında belirgin astigmat gelişebilir ve kaliteli görüş elde edebilmek için gözlük kullanmak gerekmektedir.

Operasyonda kullanılacak merceklerin malzemesi, optik kalitesi ve odak sayısı gibi durumları görme kalitesini ve görüş mesafelerini etkilemektedir. Mercek seçiminde hastanın yaşı, yaşam tarzı, mesleği, katarakt ameliyatı öncesindeki kırma kusurları gibi durumlarıgözönünde bulundurulmalı ve en doğru seçim yapılmalıdır. Sıklıkla karşılaştığımız bir diğer soruda bu merceklerin ömürlük olup olmadığıdır. Bu merceklergözümüzün içinde yaşam boyu kalacaktır ve kaliteli bir mercek seçilmesi takdirinde bir daha bozulmayacaklardır.

Op. Dr. Eyüp Özcan,”Katarakt operasyonu sonrası yeniden katarakt gelişmemektedir ancak yerleştirilen merceğin hemen arkasında bulunan yapı olan arka kapsülde opaklaşma gelişebilir ve muayene odası koşullarında yapılacak kısa bir işlem ile yeniden net görüş kazandırılabilmektedir. Başarılı bir katarakt operasyonu için ameliyatın doğru zamanda, doğru teknoloji ve ekipmanla yapılması gerektiği ve kaliteli mercek kullanımının gerekliliğini akıllarda bulundurmak gerekmektedir.”dedi.

Screenshot_585
Taraflar Arası Anlaşmazlıklarda En Etkili Çözüm Uluslararası Uyuşmazlık Hakemlerinden Geliyor!

BağlantıTaraflar Arası Anlaşmazlıklarda En Etkili Çözüm Uluslararası Uyuşmazlık Hakemlerinden Geliyor!

BağlantıAvukat Necip İlker Karaoğlan’a Göre Tahkim Uygulaması ile Çözülen Anlaşmazlık Sayısı Arttı!

Yerel mahkeme davalarına benzer özellikler gösteren fakat farklı olarak özel hakemler huzurunda gerçekleştirilen tahkim uygulaması son yıllarda daha fazla kişinin ilgisini çekmeye başladı. Yaklaşık 16 yıllık avukatlık denetimi ile Uluslararası Tahkim alanında yetkinlik kazanan Avukat Necip İlker Karaoğlan, bu sistemi “herhangi bir sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözmek için tarafların mahkeme yerine alanında uzman hakemlere başvurması” olarak tanımlayarak akıllardaki soruları gidermek adına kritik açıklamalarda bulundu. Mahkeme sürecine kıyasla oldukça hızlı işleyen tahkim vakalarının uygulamadaki artışına da dikkatleri çekti.

Hukuk öğrenimini Harvard Üniversitesi’nde yüksek lisans yaparak pekiştiren Karaoğlan; kendi adını taşıyan danışmanlık firması ile özellikle uluslararası tahkim alanına odaklanırken, taraflar arasında özellikle bilgi eksikliğinden kaynaklı çıkan belirsizlikleri çözümlemenin öncelik olduğunu belirtti. Arabuluculuk gibi alternatif bir çözüm yöntemi olan tahkim sisteminin doğru uygulanması ve gerek uygulayıcıların gerek hizmet alanların bu sistem hakkında daha fazla bilgi sahibi olması halinde mevcut davalardan pek çoğunun kısa sürede sonuçlandırılabileceğini, bu nedenle her geçen gün tahkim hakemlerine başvuran taraf sayısında yaşanan artışın normal karşılanması gerektiğini vurguladı.

Bağlantı“Tahkim Uygulamasına Dair Kafa Karışıklıklarının Giderilmesi İş Tamamlama Adına Önem Taşıyor”

Bugüne kadar uluslararası konularda yaptığı araştırmalar ve nitelikli makaleler ile adından sıklıkla bahsettiren başarılı Avukat Karaoğlan “Uluslararası uyuşmazlık konusunda anlaşılması gereken konulardan ilki Uluslararası Tahkim Mahkemesi diye veya bu görev tanımıyla hizmet veren tek bir mahkeme bulunmadığı gerçeğidir. Çoğu insan tahkim mahkemesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) veya Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) gibi tek bir mahkeme olduğunu düşünüyor ancak burada uyuşmazlıkları çözme konusu klasik bir yargılama göreviyle yapılmıyor. Herhangi bir uyuşmazlık olması durumunda mahkemelerin yerine alanında uzman ve tecrübeli kişiler hakemlik yapıyor, böylece belirli usuller kapsamında taraflar arasındaki ihtilaflı durum çözümlenmiş oluyor. Dolayısıyla doğrudan hakem uzmanlığına danışmayı gerektiren böylesine önemli bir durumda; bireysel yetiler, lisan bilimi gibi yetenekler ve diğer hukuki yetkinlikler bir hayli önem kazanıyor” diyerek uluslararası uyuşmazlık konusundaki kafa karışıklıklarını giderdi.

Bugüne kadar kendi alanında kazandığı yetkinliğin yanı sıra Türkçe dışında İngilizce, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce ve Arapça olmak üzere 6 dil bilmesi ile de tanınan Karaoğlan; tahkim sürecindeki hakem tercihinin ise ayrıca önemli olduğunu şu şekilde açıkladı: “Tahkim; devletin özellikle uluslararası ekonomik ilişkilerde çıkan uyuşmazlıkları çözmede yavaş kalmasından doğan oldukça hızlı, tarafsız ve güvenilir bir sistem. Bu nedenle günümüzde taraflar kararlarına güvendikleri uzman hakemlere başvurarak ihtilaf sürecini en kısa sürede çözümlemeyi hedefliyor. Ancak özellikle bu yüzden üçüncü şahısların katılamadığı, bir diğer deyişle taraflar ve hakem arasında geçen tahkim sürecinde hakem seçiminin doğru yapılması gerekiyor. Nitekim, dil bilimi hakem seçiminde önemsenmesi gereken kriterlerden sadece birisi. Ayrıca hakemin hukuki altyapısının sağlam olması, uyuşmazlık konusunda gerekli bilgileri sunması ve uluslararası hukuk yetkinliği edinmesi de önemli.”

Bağlantı“Tahkim Hakemlerine Yapılan Başvuru Daha Da Artacak!”

İstanbul Tahkim Merkezi’nin paylaştığı verilere göre; uyuşmazlık dava miktarı son 1 yıl içinde neredeyse Avrupa ligine ulaşarak 3 haneli sayılara çıkmış durumda. Vatandaşların arasındaki anlaşmazlıkların daha kısa sürede ve taraflar için avantajlı şekilde çözülmesini sağlayan tahkim sürecinin artık daha fazla kişinin radarında olduğunu ifade eden Avukat Karaoğlan; önümüzdeki dönemde özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde tahkim başvurularının artacağını söyledi. Daha önce yazdığı makaleleri ve 2016 yılında yayınladığı kitabının yanı sıra, yazdığı diğer 3 kitabı ile tahkim konusuna ışık tutan Karaoğlan; tarafların yaşadığı uyuşmazlıkların mahkeme sürecine girmeden hızlıca çözümlenmesi için uzmanlık kazanımının şart olduğunu belirtti. Nitekim, doğrudan hakem kararına bağlı olan ve tarafların özgür biçimde hakem seçme izninin olduğu tahkim sürecinde uzmanlık sahibi kişilere oldukça büyük görev düştüğünün de altını çizdi.

Screenshot_541
Sinan Özaraz Kimdir ?

1995 Yılında Vanda Dünyaya Geldi Orta Öğretim Okulunu Vanda Tamamlayarak 2008 de İstanbul’a Yerleşti 2015 yılında Taksim İstiklal Caddesinde Sokak Müziği Yaparak Sanat Hayatına İlk Adımını Attı Bir Zamanlar Seni Çok Seviyordum Adlı Şarkıyı Söylerek Sosyal Medyada Büyük Bir İlgi Görmüştür Son Çıkardığı Ezım Stranek Be Sazım Adlı Kliple Büyük Bir Kitleye Ulaşmıştır

Screenshot_2
Hıncal Uluç hayatını kaybetti!

Türkiye’nin önemli spor yazarlarından biri olan gazeteci Hıncal Uluç, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 83 yaşında hayatını kaybetti. İki böbreğini de kaybeden Hıncal Uluç, kan zehirlenmesi sebebiyle tedavi altına alınırken bir süre önce kalçasını kırmış ve by-pass ameliyatı olmuştu. Şimdiye kadar 10’a yakın ameliyat geçiren Hıncal Uluç, bir süredir İstanbul’da özel bir hastanede tedavi görüyordu.

Gazeteci ve spor yorumcusu Hıncal Uluç 83 yaşında yaşamını yitirdi. Acı haberi Yazar Faik Çetiner, “Hıncal Uluç vefat etti. Uluç ailesinin başı sağ olsun” sözleriyle duyurdu. İki böbreğini de kaybeden Hıncal Uluç, kan zehirlenmesi sebebiyle tedavi altına alınırken bir süre önce kalçasını kırmış ve by-pass ameliyatı olmuştu. 10’a yakın ameliyat geçiren duayen gazeteci, yoğun bakımda tedavi görüyordu.

Screenshot_1
BOŞANMA ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALIDIR ?

BOŞANMA ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALIDIR ?

Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi konu ile ilgili bilgiler verdi.

Hangi çocuk yoktur ki anne babasıyla mutlu mesut yaşamak istemesin? Bir evde bitmek bilmeyen kavgalar varsa, evin tadı tuzu kalmamışsa, evde huzur kaçmışsa, anne bir tarafta baba bir tarafa küs şekilde yaşamaya başlamışsa hele bir de şiddet varsa o evdeki çocuğun sağlıklı büyüyebilmesi neredeyse imkansızdır. Bu yüzden çocuk için böylesi bir evliliği sürdürmek demek çocuğun daha fazla travma yaşamasına neden olmak demektir. Dolayısıyla boşanma kararı, gerektiği durumlarda doğru bir seçenek olacaktır. Ancak boşanma süreci ne kadar sağlıklı yürütülmeye çalışılırsa çalışılsın bu süreçte çocuk kalıcı yaralar alır. O nedenle bu yaraların çocuğu derinden acıtmaması için bu karar çocuğa oldukça dikkatli açıklanmalıdır. 

Bu süreçte dikkat edilmesi gereken ilk konu; boşanma kararını çocuğa anne ve babanın birlikte açıklaması ve bu açıklamaların kesinlikle birbirlerini suçlayıcı üslupta olmamasıdır.Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu ise; boşanma kararının çocukta travmatik etkiler oluşturmaması için, ebeveynlerin çocuğa bunun açıklamasını yaparken nasıl anlatacaklarını çok iyi bilmeleridir.

Özellikle 8 yaş altı çocuklarda boşanma kararını somutlaştırarak anlatılmalıdır. Çünkü çocuklar için boşanma ölüm gibi, kurban kesimi gibi, depremler gibi soyut bir kavramdır yani çocuğun 5 duyu organıyla hissedemediği bir kavramdır dolayısıyla boşanmayı anlatırken ebeveynler oyuncaklardan yardım alabilirler ve çocuğa şu şekilde anlatabilirler; “Bu oyuncak anneni temsil etsin yani annen olsun, bu oyuncak da babanı temsil etsin baban olsun, bu oyuncak da seni temsil etsin yani sen ol. Daha sen doğmamışken annen ve baban birbirlerini çok sevdi ve evlendi sonra Allah’tan bebek istediler ve dünyaya sen geldin. Sen de tatlı mı tatlı bir bebektin. Biz seni çok sevdik ve birlikte çok eğlendik. Hepimiz bu evde yaşamaya devam ettik. Ama daha sonra babanla anlaşamamaya başladık. Bir aradayken hep kavga ediyorduk ve kavga ettiğimiz için mutsuz oluyorduk. Bu nedenle ayrılmaya karar verdik. Bundan sonra biz annen ve baban ayrı evde yaşayacağız ve senin bir değil 2 tane evin olacak. Sen de istediğin zaman annenin kaldığı evde, istediğin zaman da babanın kaldığı evde kalabileceksin. Annen ve baban seni sevmeye devam edecek çünkü ayrılmamızın sebebi kesinlikle sen değilsin, sen çok iyi bir çocuksun.” Şeklinde anlatıldığında hem çocuk görerek, dokunarak ve işiterek durumu idrak eder hem de suçluluk hissine kapılmaz çünkü özellikle 3 ila 6 yaş arasındaki çocuklar boşanmanın sorumlusu kendisi olduğunu sanırlar. Ebeveynlerin oyuncaklarla olan bu anlatımı bir kaç defa daha anlatmaları ve çocuğun merak ettiği sorulara cevap vermeleri de onun bu kararı daha kolay kabul etmesi açısından önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, her çocuğun bilişsel gelişimi farklıdır. Normalde 12 yaşın altındaki çocuklara oyuncaklarla bu anlatılabilir fakat çocuk 8 yaşından büyükse ve soyut kavram becerisi gelişmişse oyuncaklarla anlatılmasına gerek yoktur. 

Bilişsel gelişimin bir bileşeni olan soyut kavram becerisinin gelişimi de çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Ebeveynler çocuklarının soyut kavram becerisinin ne kadar geliştiğini çocuklarının bir espriyi anlayıp anlayamamalarından ya da ince espriler yapabilmelerinden, bir atasözünün ne anlam ifade ettiğini algılayabilmelerinden ve çocuklarıyla bir fikir hakkında tartışabilmelerinden anlayabilirler.Boşanma, çocuğu derinden etkiler dolayısıyla çocuğun psikolojik problemler yaşaması da yüksek ihtimaldir. Psikolojik problemlerden en çok rastladığımız depresif duygudurum ve içe çekilmedir. Çocuk boşanma sürecinde kendini mutsuz, isteksiz ve karamsar hissedebilir, sosyalleşmeden kaçınabilir, değersizlik düşüncelerine kapılabilir ve kendini suçlama eğilimleri gösterebilir. Boşanmanın üzerinden 2 yıl geçmiş olmasına rağmen çocuklarda en sık karşılaşılan problemler ise öfke ve stres ile bahsetmede güçlük ve dürtüsellliktir.

Cinsiyetin de boşanmanın etkileri üzerinde farkedilir rolü vardır. Dolayısıyla boşanmadan kız çocuğa göre erkek çocuk daha çok etkilenir. Bunun nedenleri arasında başta, kız çocuğunun doğası gereği duygularını dışa aktarması, erkek çocuğuna nispeten daha kolay olmasıdır. Bu da kız çocuğunun çevresinden daha çok psikolojik destek almasını sağlar ve böylelikle bu süreci erkek çocuğuna göre kız çocuk daha kolay atlatabilir. İkinci nedense, küçük yaş grubu velayetinin anne tarafına verilmesi ile erkek çocuk baba rolünden yoksun büyür, bu durum erkek çocuğunun kimlik gelişimini olumsuz etkileyebilir.

Bazen şiddetli geçimsizliğe rağmen eşler çocukları için boşanmak istemeyebilir ancak evliliğin sürdürülmesi kararının alınması da boşanma gibi ciddi bir karardır.

Çocuğuna değer veren her anne ve baba, kendi aralarındaki ilişkiye de değer vermelidir. Anne baba ilişkisi ne kadar güçlüyse, çocuk da o evde o kadar sağlıklı yetişir. Çünkü bir çocuğa yapılabilecek en büyük iyilik, anne ve babasının birbirine iyi davranması, birbirlerini sevmesi, birbirine saygı göstermesi ve birbiriyle olan mutluluğudur. Anne ve baba arasında yaşanan tüm duygular, çocuğun duygularını da oluşturur. Mutlu bir baba, anneye iyi davranır, mutlu bir anne de, çocuğuna iyi davranır, mutlu çocuk da anne ve babasına iyi davranır yani çocuk sağlıklı gelişim göstererek davranış problemleri göstermez. Çocuk için evliliği sürdürmek isteyen eşler, geçimsizliği sürdürmek yerine problemlerinizi çözmeye çalışmamalılar. Mutsuz bir evliliği sürdürmek o evdeki herkesi mutsuz eder. O nedenle aralarındaki problemleri çözemeyen eşler muhakkak aile terapistine başvurmalı ve ellerinden gelen gayreti gösterdikten sonra çocuklarının sağlıklı büyüyebilmesi için en doğru kararı vermeliler.

Çocuklarının boşanma sürecinden en az yara almasını isteyen ebeveynler şunları unutmamalılar;

Eşler boşanmış olsa da ebeveynlerin anne babalık rollerinin devam eder.

Ebeveynler çocuklarına olan yaklaşımlarında eski eşini ve onun ailesini kötülememeliler. Çünkü hiçbir çocuk anne ya da babası hakkında kötü söz duymak istemez. Duyduğu her kötü söz, çocukta değersizlik hissi oluşturur. Anne ya da babasından birbirlerini kötüleyen sözler işiten çocuk, büyük bir güvensizlik hisseder. Kime güveneceğini şaşıran çocuk ne kendine ne de başkasına güvenemez.

Eşlerin yaşadıkları olumsuz duyguların çocuğa yansıtılması çocuğun da bu olumsuz yaşantıdan fazlasıyla etkilenmesine neden olur. Yaşananlar eşlerin arasındadır, çocukla eş arasında değildir. Özellikle “Annen olacak kadına söyle ya da baban olacak adama söyle”diyerek olumsuz söylemlerle çocuk araç haline gelmemelidir.

Boşanma sebebinin çocuk olmadığın ebeveynler çocuğa muhakkak anlatmalılar zira çocuk kendini boşanma sebebi olarak görmesin.

Boşanma kararına kesin şekilde karar verilmeden önce asla çocuğa bu karar açıklanmamalıdır. Boşanma kararı kesinse çocuğun yaşına uygun şekilde açıklanmalı ve ebeveyn olarak birlikte açıklanmalıdır.

Eşler ebeveynlik ilişkilerini ölçülü tutmalılar. Nasıl ki eşlerin birbirlerini suçlayıcı konuşması, birbirleri ile hiç görüşmemesi, aralarındaki inatlaşmaların ve kavgaların devam etmesi çocuğun ruh sağlığının bozulmasına sebep olur; eşlerin hiç ayrılmamış gibi çok samimi olmaları, çok sık görüşmeleri ya da beraber tatile gitmeleri gibi durumları da çocukta kafa karışıklığına sebep olur. Bu durumda çocuk anne babasının yeniden evlenmeleri beklentisi ile sürekli hayal kırıklığı yaşar, anne babasının yeni evliliklerini kabullenemez ve yuva kurma ile ilgili olumsuz duygu ve düşünceler biriktirir.

Tüm bunlar çocuğun ruh sağlığı gelişimi için çok önemlidir. Şu da unutulmamalıdır ki çocuğun olumsuz yaşantılarından sadece çocuğun ruh sağlığı etkilenmez, beden sağlığı da etkilenir. Yani çocuk boşanma sürecinde her koşulda travma yaşayabilir ancak ebeveynlerin görevi çocuklarını yaşanabilecek en ufak bir travma ihtimalinden koruyabilmektir. 

Son olarak boşanma sürecinin olumsuz etkilerinden korunmak isteyen ebeveynler, çocuk ve aile terapistine başvurmayı asla ihmal etmemeleri gerekir.

Screenshot_2
İDRAR RENGİNE DİKKAT !

İDRAR RENGİNE DİKKAT !

Üroloji Uzmanı Op.Dr.Muharrem Murat Yıldız konu hakkında önemli bilgiler verdi.

İdrar rengi böbrek ve diğer organların sağlığı açısından önemli ipuçları verir. Normal idrar rengi sarı ve tonları olarak kabul görür.Tüketilen bazı gıdalar,kullanılan ilaçlar ve bazı hastalıklar nedeniyle idrar renginde değişiklikler meydana gelebilir.Peki hangi idrar rengi neyi işaret eder ?

Hangi idrar rengi, hangi hastalık belirtisi? 

Kırmızı renk:Kanserin erken dönem belirtisi olabilen kırmızı idrar(mesane,üretra,böbrek,prostat,

üreter gibi…)  aynı zamanda enfeksiyon veya böbrek taşı nedeniyle olabilir. Ancak bu idrar rengi çok önemlidir. Sigara içenler, tansiyon hastası olanlar, travma, kaza yaralanma geçirenlerin asla zaman kaybetmeden üroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Bal rengi: Çoğunlukla az su tüketimine bağlıdır.Bu nedenle bir hastalığa işareti değildir.Fazla su kaybı ve aşırı terleme sonucu olarak meydana gelebilir.Normalde en az 2,5 ile 3 litre sıvı alımı yapmamız lazim.

Şeffaf renk: İdrar renginin olması gereken rengidir. Fakat çok aşırı sıvı tüketenlerde veya bazı böbrek hastalıklarında idrar renginde hiç bir değişiklik olmadan idrar bu renkte gelebilir.Ama bu renk idrar şeker hastalığının da belirtisi olabilir. Bol su içtigimizde ya da şekersiz şeker hastalığı dediğimiz diabetes insipitus hastalığında bu şekilde su gibi idrar çıkar.Turuncu renk:Antibiyotik ilaç kullanımı, aşırı havuç tüketimi, B kompleks vitaminleri alımı, karaciğer ve safra kesesi hastalıkları kanda bilirubin yükselmesi nedeniyle meydana gelebilir.Beyaz renk: Çok su içmek,aşırı protein tüketimi, üriner enfeksiyonlarda veya kalsiyum, fosfat gibi… minerallerin aşırı alımı ile oluşabilir. Ara ara süt renginde idrar, lenfatik sistem hastalıklarına işaret edebilir.Siyah renk:Bazı zehirlenmelerde (bakır,fenol gibi…), bazı besinlerin (aloe vera çayı, aloe vera suyu, armut, şeftali, elma, kuru erik gibi…) aşırı tüketiminde, bazı ilaç kullanımı ile ilişkili olabilir.

Kahverengi:Vücudun aşırı susuz kalması sebebiyle bazı karaciğer ve sarılık gibi hastalıklar nedeniyle oluşabilir. Ayrıca müshil, kas gevşetici ilaçlar, baklagillerin çok tüketimi ve antibiyotik kullanımında ve depremde veya arazide uzun süre susuz mahsur  kalınması ilaç mantar zehirlenmesi gibi böbrek dokularının zarar gördüğü durumlarda görülebilir. 

İdrarda bir çok renk çok farklı hastalıkların belirtisi olarak işaret verebilir.Bu nedenle idrar rengindeki değişikliği fark ettiğiniz anda bir üroloji uzmanına danışmanızdır.

Screenshot_427
Dünya Kupası’nı kazanacak ülke belli oldu

Önümüzdeki hafta Katar’da başlayacak olan 2022 Dünya Kupası şimdiden sosyal medyanın gündemine oturmayı başardı. FIFA’nın geliştiricisi EA Sports ise 2022 Dünya Kupası’ndaki olası 64 eşleşmeyi simüle etti ve kupayı kaldıracak ülkeyi buldu. EA Sports’un daha önce üç defa başarılı olduğunu düşünürsek, bu simülasyon merak uyandırıyor.

Aynı yöntemi kullanarak son üç Dünya Kupası kazananı doğru tahmin eden EA Sports, Katar 2022’nin sonucunu açıkladı. Arjantin’in bu yılki Dünya Kupası’nın galibi olacağını ve Messi’nin ise ödüle doyacağını tahmin etti. EA Sports’a göre Messi, turnuvanın en skorer ismi olarak Altın Ayakkabı’yı alacak.

2010, 2014 ve 2018 yılındaki kazananları doğru tahmin etmesiyle dikkat çeken EA Sports, Katar 2022 final maçının Arjantin ve Brezilya arasında oynanacağını söyledi. Arjantin’in 1-0’lık skorla kupayı kaldıracağını bildirdi.

Katar 2022’nin en golcü ismi ise 8 golle Lionel Messi olacak. Messi’nin hemen arkasında 6 golle Depay ve Mbappe boy gösterecek. Arjantin’in 2021 Copa America şampiyonu olduğunu hatırlatmak gerekiyor.

EA Sports’un oldukça başarılı simülasyonu Arjantin’i işaret etse de, Messi önderliğindeki takımın işi kolay değil. Brezilya, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler de son yıllarda çekişme içerisinde.

Screenshot_1
BUNLAR FITIK BELİRTİSİ OLABİLİR !

BUNLAR FITIK BELİRTİSİ OLABİLİR !

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr. Ahmet İnanır konu hakkında önemli bilgiler verdi. 

Bel fıtığı nedir, ne gibi bulgularla ortaya çıkar ?

Bel fıtığı, omurların arasında yer alan ve bir tür süspansiyon görevi gören jölemsi yumuşak kısmın sert dış kapsülünü aşarak dışarı çıkması ve sinirlere basınç yada baskı uygulayarak  ağrı, uyuşma, karıncalanma veya kuvvet kaybına yol açması durumudur. Ağrı öksürmekle, ıkınmakla ve gülmekle artar. Ayakta durmak, oturmak ve öne eğilmekte ağrıyı arttırır. Aşırı kilo, ağır yük kaldırmaktan kaynaklanan ani bir gerilim yaşlanma ve dejenerasyon gibi faktörler nedeniyle diskin dış kısmındaki halkada zayıflama ya da yırtılma olduğunda fıtıklaşma meydana gelir. Özellikle ani başlangıçlı fıtıklar ağır kaldırma, travma  yada ani hareket ile oluşur. Bazı hastalarda ise arada bir olan kısa sürede kendiliğinden  geçen ağrılı bel tutulması  atakları görülür. Hastalar çoğu zaman düzeldiklerinden bunu önemsemezler ama en sonunda bu hastalarda  şiddetli bel tutulması ve ağrı başlar hatta ciddi fıtıklar gelişebilir. Bu yakınmalar hastalara hayatı zehir eder hale gelir. Orta hat bel fıtıklarında hasta ağrıyı genellikle belinde hisseder. Yana çıkan fıtıklarda ise ağrı genelde bir bacağa yayılma ile kendini gösterir. Ağrı ile birlikte bacakta uyuşma, güç kaybı, refleks ve denge kayıpları ortaya çıkabilir. Hasta otururken ve yürürken de zorluk yaşayabilir. lomber disk hernisi, hiç bulgu vermeyebilir de.

Boyun fıtığı nedir ? Belirtileri nelerdir ?

Boyun fıtığı omurlar arasındaki kıkırdak diskin ortasında yer alan yumuşak parçanın etrafındaki tabakaları yırtarak dışarı taşması sonucu oluşur.Dışarı çıkan disk materyali omurga kanalının orta kısmından fıtıklaşırsa  omuriliğe, kanalın yanından fıtıklaşırsa kola giden sinirlere baskı yapabilir. Orta bölümden çıkan fıtıklarda kişi ağrıyı , omuzlarında, boynunda  ve kürek kemiklerinde veya sırtında  hissedebilir. Yandan olan fıtıklaşmalarda ise hasta kolunda ağrı ve elinde uyuşma karıncalanma veya güçsüzlük hissi ile kendini belli edebilir.Tüm bu bulgular insanların günlük yaşamında olumsuz yönde etkileyecek şekilde gelişebilir.Kişinin duruşuyla ilgili yanlış hareketler yapması,stres,gerginlik,hareketsizlik,fazla kilo sorunları boyun fıtığına zemin hazırlayan etkenlerdir. Gergin ve stresli kişilik yapısında olan bireyler potansiyel bir boyun fıtığı adayıdır. 

Tedavi seçenekleri nelerdir ?

Doç.Dr. Ahmet İnanır,”Sadece ağrıyı hedef alan uygulamaların tasvip görmediğini belirtmekte yarar vardır. Bel fıtığı olan hasta mutlak surette konuya hakim- ehil bir uzman hekim  tarafından muayene ve tedavi edilmelidir. En önemli konu hangi tedavinin gerektiği veya gerekmediği konusudur. İhmal edilen bir yöntem kalmamalıdır. Bu bakımdan bu kararı doğru olarak verebilecek bu konuda uzmanlaşmış ehil bir hoca arayıp bulmak hayli önem arz etmektedir. Tedavide önceliği hastanın eğitimi almalıdır. Hastaya doğru duruş, eğilme, yük taşıma, yatış ve oturma pozisyonu öğretilmelidir. Bel fıtıklarının çok büyük çoğunluğu ameliyatsız iyileşir veya zararsız hale gelebilir. Hastanın bel boyun, bacak, kol ve ellerinde ilerleyici güç kaybı varsa bile hemen cerrahi önermek bir hatadır. Tedaviye cevap vermez ve tedaviye rağmen ilerleme olur ise cerrahi karar verilmesi uygun bir tavır olacaktır. Tedavi adı üstünde fıtıklaşan kısmın yerine döndürülmesini hedeflemelidir. Ameliyat ise diskin dışarı sızan kısmının çıkarılıp atılmasını amaçlamaktadır. Boyun ameliyatları boynun ön kısmından yapılagelmesi nedeniyle  takviye bir yapay sistem konulmasını kaçınılmaz hale getirmektedir. Bel ameliyatları ise omurganın temel yük taşıma zeminini daha da zayıflatmaktadır. Bu bağlamda bel ve boyun hastası çok ayrı bir titizlikle ele alınmalı ve komisyon kararı olmadan cerrahi yaklaşım öngörülmemelidir.”dedi.

Screenshot_3
İzmir ve çevre illerde deprem meydana geldi

Bugün gece saatlerinde İzmir ve çevre illerde hissedilen şiddetli bir deprem meydana geldi. Konunun ardından Kandilli Rasathanesi, AFAD ve İçişleri Bakanlığı gibi ilgili kurumlardan ilk açıklamalar yapıldı.

Bugün gece 03:29 sularında İzmir’de yaşanan, 4.5 km derinlikte meydana gelen ve 4.9 büyüklüğündeki deprem için Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü merkez üssü olarak İzmir’in Buca ilçesini işaret etti.

Henüz deprem sonucunda meydana gelen hasar durumu, yaralı veya can kaybı olup olmadığı netleşmedi. Fakat İçişleri Bakanı tarafından yapılan açıklamada şuana kadar herhangi bir can kaybı bilgisi ulaşmadığı, 2 vatandaşın panikle atlama sonucu yaralandığı ve bir camii minaresinde hasar meydana geldiği aktarıldı.

Deprem anında yapılması gerekenler

Sabitlenmemiş dolap, raf, pencere vb. eşyalardan uzak durulmalıdır.
Varsa sağlam sandalyelerle desteklenmiş masa altına veya dolgun ve hacimli koltuk, kanepe, içi dolu sandık gibi koruma sağlayabilecek eşya yanına çömelerek hayat üçgeni oluşturulmalıdır.
Baş iki el arasına alınarak veya bir koruyucu (yastık, kitap vb) malzeme ile korunmalıdır. Sarsıntı geçene kadar bu pozisyonda beklenmelidir.
Güvenli bir yer bulup, diz üstü ÇÖK, Başını ve enseni koruyacak şekilde KAPAN, Düşmemek için sabit bir yere TUTUN
Merdivenlere ya da çıkışlara doğru koşulmamalıdır.
Balkona çıkılmamalıdır.
Balkonlardan ya da pencerelerden aşağıya atlanmamalıdır.
Kesinlikle asansör kullanılmamalıdır.
Telefonlar acil durum ve yangınları bildirmek dışında kullanılmamalıdır.
Kibrit, çakmak yakılmamalı, elektrik düğmelerine dokunulmamalıdır.
Tekerlekli sandalyede isek tekerlekler kilitlenerek baş ve boyun korumaya alınmalıdır.
Mutfak, imalathane, laboratuvar gibi iş aletlerinin bulunduğu yerlerde; ocak, fırın ve bu gibi cihazlar kapatılmalı, dökülebilecek malzeme ve maddelerden uzaklaşılmalıdır.
Sarsıntı geçtikten sonra elektrik, gaz ve su vanalarını kapatılmalı, soba ve ısıtıcılar söndürülmelidir.
Diğer güvenlik önlemleri alınarak gerekli olan eşya ve malzemeler alınarak bina daha önce tespit edilen yoldan derhal terk edilip toplanma bölgesine gidilmelidir.
Okulda sınıfta ya da büroda ise sağlam sıra, masa altlarında veya yanında; koridorda ise duvarın yanına hayat üçgeni oluşturacak şekilde ÇÖK-KAPAN-TUTUN hareketi ile baş ve boyun korunmalıdır.
Pencerelerden ve camdan yapılmış eşyalardan uzak durulmalıdır.

Screenshot_1
TEHLİKELİ BULAŞICI HASTALIĞA DİKKAT !

TEHLİKELİ BULAŞICI HASTALIĞA DİKKAT !

Cinsel yolla kolayca bulaşan genital siğillerin vakit geçirmeden tedavi edilmesi gerektiğini vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Esra Demir Yüzer, tedavide geç kalındığında genital siğillerin hızlı yayılma potansiyeline sahip viral bir hastalık olduğunu belirtti. 

Kadınlarda vajinal bölgede meydana gelen siğillerin tıptaki adı Kondilloma Akümünata’dır. Genital siğillerin nedenleri, HPV adı verilen virüslerdir. HPV’nin 60 dan fazla tipi vardır. HPV 6 ve 11 tipinin bulaşması siğile neden olur. Siğiller kanser riski taşımayan lezyonlardır. HPV 16 ve 18 yüksek kanser riski taşıyan tiplerdir. Ayrıca düşük kanser riski taşıyan HPV tipleri de bulunmaktadır.

Siğiller genellikle cinsel yolla bulaşabilirler. İyi huylu olmalarına karşın ,hızlı yayılmaları ve tedavi sonrası tekrarlamaları nedeniyle özellikle psikolojik yönden kadınları olumsuz olarak etkiler. Son yıllarda ülkemizde özellikle 18-28 yaş arasındaki  gençler arasında görülme sıklığı artmıştır.

 Hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilir. Genital bölgede ya da makat etrafında karnabahar görünümündedirler. Bazen tek bir adet çoğunlukla da birden fazla görülürler. Erken dönemde tedavi edilmediğinde hızla çoğalır ve tüm genital bölgeyi kaplayacak şekilde yayılabilirler. Bazıları toplu iğne başı kadardır, bazılarının büyüklüğü ise 4 cm’e kadar çıkabilir. Ağrısız ve bazen kaşıntılı olabilen kitleler olarak belirti verirler. Beyaz ya da gri renkte ve üzeri pürtüklü bir yapıdadırlar. Bunlar aslında anormal şekilde oluşumunu tamamlamış et parçalarıdırlar.

HPV enfeksiyonu taşıyan bir kişiyle cinsel ilişkide bulunulduğunda mutlaka o kişinin de HPV enfeksiyonu geçireceği anlamına gelmez. Bulaşıcılık da kişinin bağışıklık sisteminin de önemi vardır. Genital aktif siğil varlığında bulaşıcılık daha yüksektir. Cinsel ilişkide prezervatif kullanımı genital siğilin bulaşıcılığından korunmada yeterli değildir.

Siğili olan hastalarda mutlaka HPV virüsünün diğer kanser yapan tiplerinin de bulaşma ihtimaline karşı tetkikler yapılmalıdır. Serviks adı verilen rahim ağzından alınan smear testi ile rahim ağzında anormal hücre değişikliğinin başlayıp başlamadığı araştırılmalıdır. Yine rahim ağzından alınan bir sürüntüden HPV’nin bulaşıp bulaşmadığı, bulaştıysa hangi tipinin bulaştığı saptanabilir. Bu tetkiklerin sonuçlarına göre hastanın takip planı çıkarılır.

Genital Siğiller Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavide hem medikal hem de cerrahi yöntemler kullanabilir. Jinekolog muayenesinden sonra siğilin yaygınlığına göre medikal antiviral  tedavi, elektrokoterizasyon, crioterapi(dondurma), laser sistemleri ile tedavi planlanır.

Dondurma işlemi ağrısızdır ve birçok zaman anestezi olmadan uygulanır. Genel olarak gebelik sırasında siğillerin oluşan siğillerin tedavisinde uygulanırlar.

Kimyasal yıkım yönteminde; Biklorasetik asit, triklorasetik asit, podofilin ve podofilotoksin gibi asitler kullanılır. Siğillerin tahrip edilmesinde oldukça etkili olan bu asitlerin yardımı ile sorunlu bölgeler tahrip edilir. Ancak bu  tedavi sağlıklı ciltte de tahrişe neden olabilir. Hastaların kendi kendine uygulama güçlüğü ve tedavinin uzun süreli olması nedeniyle  zor bir yöntemdir.

Elektrokoterizasyon (yakma )siğil tedavisinde sıklıkla kullanılır. Siğillerin hızlı sıklıkla tek seansta ve kanamasız bir  şekilde ciltten uzaklaştırılması mümkün olur. Ağrılı bir işlem olduğundan lokal veya genel anestezi altında yapılır.

Crioterapi (dondurma)siğilleri birden fazla seansta uygulanarak yapılan anestezi gerektirmeyen bir işlemdir.

Laser koterizasyon ile siğiller tek seansta çıkarılabilir. Nadiren siğilin yaygınlığına göre anestezi uygulanabilir.

Genital siğil tedavisi süresince genital bölge tüy temizliğinde deride tahriş yaratacak ağda ,jilet ,tüy dökücü krem gibi yöntemler kullanılmamalı. Çünkü HPV virüsü bütünlüğü kaybolan deride çok daha hızlı yayılacaktır.

HPV aşısı olan bir virüstür.İki tip aşı vardır.Bir aşıda sadece HPV 16-18’e karşı koruyuculuk vardır. Diğer aşıda HPV 6,11,16,18 ‘e karşı koruyuculuk vardır.HPV aşısı vücutta var olan virüsü veya siğili yok etmez. Aşı ileri dönemlerde vücuda girebilecek bu dört tipe karşı koruyuculuk sağlanması amacıyla yapılmaktadır.

HPV aşısının mümkünse cinsel aktivite başlamadan  11-12 yaşındaki kız ve erkek çocuklara yapılması önerilmektedir. Ancak cinsel aktivite olsa da HPV testi yaptırılmasına gerek olmadan aşı yapılabilir. Aşının halen 9-43 yaş arası kadınlarda etkinliğinin olduğu saptanmıştır. İkili aşı 0-1-6  ,dörtlü aşı 0-2-6 olmak üzere üç doz yapılmaktadır. Şu andaki bilgiler aşının rapele ihtiyacı olmadığı yönündedir. Bu aşılar canlı veya ölü virüs bulundurmadığından yapıldığında HPV enfeksiyonu , HPV ye bağlı kansere neden olmazlar.

Genital siğili olan hastalarda siğili yok edici tedavinin yanında bağışıklık sistemini güçlendirecek ilaç ve vitamin desteği de verilmesi siğilin tekrarlama şansını da düşürecektir.

Sonuç olarak, genital siğiller görüldüğünde hızlı yayılma potansiyeli düşünülerek tedavisinin hemen planlanması gereklidir. Bu arada partner de mutlaka ayrıntılı bir muayeneden geçmelidir.

​​​​​​​